İlk yazıda ne kadar güzel bir tablo boyamıştık değil mi İsviçre’deki okullarla ilgili? Şimdi de madalyonun öteki yüzünü çevireceğiz hep beraber… Hani herşey güllük gülistanlık ya, hani (belki de) dünyanın en medeni memleketinde en medeni, en fikri hür, vicdanı hür, en otonom ve olgun insancıklar yetiştiriliyor ya, herşey şahane ya okullarda, hani hepimizin minik minik Heidi’ler olup İsviçre’de okula gidesi geldi ya, işte şimdi size itiraf ediyorum, ilk yazı aslında bildiğimiz cehennemin reklamıydı. Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği deliğe, doğrudan, kıvırmadan…
Monthly Archives: September 2012
Eğitim Şart – 1
Malum, gurbet kuşunun kendinden çok hatta kendinden öte düşündüğü tek varlğı evlatlarıdır. Hani tüm bu gurbet travmalarının sebebi kendisiyken, bari sonucun hayırlı olacağı birilerinin olması önemli, ki çocukların iyi şartlarda yaşaması, hatta kısaca YAŞAYABİLMESİ, bu kadar acıyı çekilir hale getirebilecek tek sebeptir. Yani, “madem çekiyoruz bu zulmü, bari birileri sefasını sürebilsin” derken içten içe, yaşama sebepleri uğruna katlanılan gurbet zıkkımı bir mana kazanır.
İyi Ki Doğdun Hrant…
Erguvanlarla başlamıştı bu büyük aşk bir caninin kurşunuyla yarım kaldı
Ersin KALKAN
28 Ocak 2007
Salı sabahı Halaskargazi Caddesi’nde Hrant Dink’i uğurlamak için toplanan on binler, Türkiye ve Ermenistan’ın tüm kentlerinde ekran başında toplanan milyonlar, soluğunu tutup onun konuşmasını dinledi.
Read the rest of this entry
Karmakarışık 3
Bir Bedeli Olmalı
Bu kadar mutsuzluğun, bu kadar öfkenin, bu kadar kırgınlığın ve efendice yaşayabilmekten edepsizce çalınmış her bir saniyenin, yaşayandan öte yaşatana bir bedeli olmalı.
Öfkesinin acısını suçsuzdan çıkarana kesilen ceza, yani tanımsız vicdan azabı, bu durumun mimarını da kendine ortak etmeli.
Read the rest of this entry
Dalak Dolması

Fotoğraf, 10 Nisan 2016 günü, gidişinin 1 yıldönümünde doğumunun 81 yıldönümünü kutladığımız sevgili babişkom Sarkis için çok sevgili komşumuz Civciv’in (Luiz Şeritçiyan) yaptığı dalak dolmasına aittir.

Blog sahibinin notu: Ermeni mutfağının en meşhur ama en unutulmuş tariflerinden biridir. Her zeki blog okurunun anlayabileceği üzere, ikinci tarif ve ara/üst notlar, Takuhi Tovmasyan’ın Sofranız Şen Olsun kitabından (ç)alıntıdır. (Aras Yayıncılık – 2004)
Bunun dışında ilk bölümdeki fotoğraf, video, bilgi ve tüm detaylar yine sevgili civcivimiz Luiz Şeritçiyan’ın izniyle kaydedilip hatmedilmiştir.
Bilgilerinize sunulur.
Kadın ve Adam – Son (4)
Arzu ettiğin şeyler, beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir.
Bu; hayatın ‘sen bakarken soyunamıyorum’ deme şeklidir.
(Zindan Adası)
Bu artık son içdökümüydü adamın. Bitirmişti artık içindeki kelimeleri kadın çünkü önce varlığı, sonrasında ise yokluğuyla. Uzun uzun düşündü ne yapacağını bütün gece. Hatta o kadın için bu kadar mesainin ne kadar fuzuli, geçirilen vakte de ne kadar yazık olduğunu farketti tam da o anda. Yazıktı, gerçekten yazık…
Read the rest of this entry
Kadın Ve Adam – Affetmek (3)
Anlaşılan oydu ki adam kadını, ve muhtemelen kadın da adamı affedemiyordu. Kadının her densizliğinden sonraki özrü, özrünün değerinden eksiltse de her seferinde, adamın bu özrü, af dilenmesi, kadına yazdığı, hem çok içten hem de tek ve gerçekten yürekten bir özür olması sebebiyle çok kıymetliydi. Read the rest of this entry
Kadın Ve Adam – Susmak (2)
“Ne kadar kalmak istesek de bazen gitmek zorunda kalırız.
Ve ne kadar gitmek zorunda olsak da kalmaktan yanadır sol yanımız.”
Aziz Nesin
Adam susmayı öğrendi kadından, kadın sayesinde. Susturdu kadın adamı. Bilmeden görünürde, ama aslında çok iyi bilerek, isteyerek. O kadar sustu ki adam, konuşmayı, paylaşmayı unuttu resmen. Elleriyle gönüllü inşa ettiği küçücük dünyasına hapsetti kendini, arapsaçına dönüştürdüğü hayatıyla birlikte.
Read the rest of this entry
Kadın Ve Adam – Kırgınlık (1)
Hani bazen birşeyler yazar insan, bir mailde misal, sonra send’e basmadan eski yazılanlari okur, mailbox’unu bir daha kontrol eder yeni bir şey gelmiş mi acaba diye, yazdıklarından vazgeçirecek insanı, sonra yollamaz o maili, işte öyle olsaydı keşke diye hayıflandı adam.
Read the rest of this entry
Kadın Ve Adam – Girizgâh
Kadın Ve Adam
Bu başlıkta bir adam ve bir kadının hikayelerini, içdökümlerini, hayallerini, kırgınlıklarını, kızgınlıklarını, sevişmelerini, nefretlerini, dostluklarını okuyabilirsiniz. Hem kadın ve adam hep aynı olmayacak. Kah adam kadın, kah kadın adam olacak. Hatta kimi durumda adamla adamın, belki de kadınla kadının hikayesine dönüşecek hikaye veya gerçek… (Homofobik değiliz değil mi?)
Hikayeler kah kurgudan ibaret, kah gerçeğin ta kendisi olacak. Ama herdaim duygu yoğunluklu olacak… Bazen bir aşk hikayesiyken okuyacağınız, kimi zaman da bir dostluk gerçeği olacak. Öfkeli, sevinçli, hüzünlü, neşeli, kâh ağlatan, kâh güldüren, haliyle düşündüren, empatiye sevkeden, içinde belki de kendinizi bulabileceğiniz hikayeler bunlar… Sadece hikaye değil, bazen de gerçeğin ta kendisi olacak, kimbilir?
Kolay gele…