Rüyalara pek çok anlam yüklemeyi bir kenara bıraksa dahi insankızı, özellikle ara uyuklamalarında ya da uykusuz gece ertesi sabaha karşı dalmalarında görünen rüyalar en net hatırlananlar oluyor, dolayısıyla da en etkileyenler…
Çok yıl önceydi, hatta “eskidendi, çok eskiden”. Güzel günlerdi. Tek derdimiz aramayan yavuklu, halden anlamayan patron, saatinde edilemeyen paydos, trafikteki magandalar falandı. Yaşamsal sanırken dertleri, şimdi anlıyor insan ne kadar eften püften şeylere takılı kaldığını boşu boşuna. İnsan ömrünün beleşe sanıldığı ve hatta satıldığı günümüzde hele…
Neyse, dedim ya, çok yıl önceydi… Sezen eşlik ederken milenyum kutlamalarına, Ortaköy’de bir yılbaşı gecesiydi. Arka planda Sarı Odalar patlamış, önümde ise tozpembeler vardı, yastığımdan da büyük kalbimde. Üstünde ay lav yu, içimde huzur yazılmıştı inceden. Pek inceymiş anlaşılan, koptu…
Özeldi, çok da güzeldi. Kısa ve öz. Manasız ama çok özel. Bende çıkmaza girmeden yollar, ayrıldı zaten hayat yolları. Sorun bende değildi elbette. Hayat işte, geçti gitti bitti, tövbe demeden. Şükür ki geçti…
Çok yıl geçti çok. İki üç kere rüyama girdi. İlkinin ertesinde bir röportajı çıktı karşımda umulmadık bir anda. Meşhur bir yönetici olmuş şeker kardeş. İngilizce röportaj vermiş; tonton bir amca kıvamında… Kariyer insanıydı, evet. Son rüyama girdiğinde ise Linkedin profili çıktı karşıma. Yıllar sonra ilk fotoğrafı bir de. Yaşlanmamış, büyümüş. Profilinde öyle bir özgeçmiş var ki, Einstein bugün yaşasa öyle bir cv’si olamazdı, kesin. Sonra son dediklerinden bir cümle geldi aklıma: “O kadar okulu, kariyeri hotline’da call center elemanı olmak için mi yaptın? Dba’likten call center agent’liğine mi geçtin?” Güldüm geçtim, bu saatten sonra dünkü çocuk (koca adam olsa da yanımda çocuktu ya da ben onun yanında “büyük”tüm ya…) beni mi ezikleyecekti? Eziklese bile benim umrumda mıydı? Hele ki dedikleri doğruyken… Hoş hiçbir dediği yalan değildi ya, neyse…
Sonra 2007 Ocak ertesiydi. Boktan halimin sebebini doğru tahmin ettiydi de laf etmediydi, elleşmediydi. O da son konuşmamızdı. Daha da rastlamadım kendisine ne sanal ne gerçek. En son yüz yüze gelişimizin üstünden 14 sene geçmiş, yolda görse tanır mı bilemem, ama adımı duysa kesin tanır, garanti…
Çok da takılı kalmamak lazım rüyalara, alt tarafı rüya işte…
