Tag Archives: anılı yazı

Bir Usul Olarak Mücver

Standard

Mutfak dediğimiz zat-ı şahaneleri aslında tamamen bir yaratıcılık sahnesi. Bazı mesleklerde ölçüsüz, ayarsız iş göremezsiniz. Mutfağın tatlı tarafında da durum pek farklı değildir. Tatlıcılık ve pastacılık bütünüyle tarif, ölçü ve kimya işidir. Modern kafalar buna “reçete” diyor; biz eski taş kafalar hâlâ “tarif” diyebiliriz.

Mutfakta yemek diye bildiğimiz bazı kavramlar aslında birer teknik, birer usuldür. Dolma mesela. Bakın, sarma konusuna girmiyorum, kırmızı çızgılarımızı çızdırtmadan muhabbet edelim güzel güzel, ona göre! Keza graten de öyle, ilerleyen satır ve paragraflarda müjgan olarak anacağım mücver de.

Kısaca tanımlamak icap ederse, mücver dediğimiz aslında rendelenmiş veya ince doğranmış sebzenin yumurta ve un, galeta unu veya nişasta gibi bir bağlayıcıyla birleştirilip muhtelif baharatlarla lezzetlendirilerek tavada kızartılmasıdır.

Mücver, benim çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla, kabak dolma olan günlerin yancısı idi. Çünkü oyulan kabakların içleri asla çöpe atılmazdı. Şimdilerde gurugurvakvak bir kavrama dönüşen geri dönüşüm/atıksız mutfak aslında yayalarımızın mutfaklarından bize zaten böyle miras kaldı.

Tarif ve ölçü veriyorum ama malzeme kalitesi ve ölçüleri farklılık göstereceğinden, azcık deneme yanılma(ma) yöntemi ile kendi ölçünüzü bulabilirsiniz.

Malzemeler:

Ana malzemeler

  • 2 iri kabak
  • 2 yumurta
  • Taze dereotu
  • Tuz, karabiber
  • Kıvam verecek kadar un

İsteğe bağlı

  • Yeşil veya kuru soğan
  • Maydanoz
  • Taze ya da kuru nane
  • Beyaz peynir
  • Başka baharatlar

Ben 2 kabağı (bizimkiler irice oluyor, Türkiye’de satılan daha küçük kabaklarla dört-beş adet) iyice yıkayıp soymadan iri rendeliyorum. Bolca tuzlayıp biraz beklettikten sonra bir bez içinde sıkarak suyunu iyice çıkarıyorum. Salata kâsesine iki yumurta kırıp çırpıyorum. Prensip olarak kabak sayısı kadar yumurtadan yanayım; ancak tekrar edeyim, burada bizim öküz ebadındaki kabakları baz alıyorum Çırptığım yumurtalara iyice sıktığım rendelenmiş kabakları ve sekiz-on dal taze soğanın yalnızca yeşil kısımlarını ekliyorum.Kıvamına göre azıcık azıcık un ekliyorum. Bu malzemenin asıl “pezeveng”i taze dereotu ama ben nane de çok yakıştırıyorum. Kıvamı hafif bozamsı olmalı; kaşığa gelecek ama katı da olmayacak.

Ana hatlarıyla malzemeler bence bunlar. Kabaklar suyunu bıraksın diye tuzladığım için sonra tuz eklemiyorum. Bazen harca beyaz peynir de rendelediğim oluyor, öyle olunca tuzuna dikkat etmek lazım. Maydanoz, nane, reyhan; ceviz, çam fıstığı veya badem de eklenebilir. Mühim olan kıvamını yakalayabilmek ki ne yağ çeksin, ne kuru olsun. Domates kurusu ekledim bir gün mesela, bence umami listesine alınmalı güneşte kurutulmuş domates, Garine dediydi dersiniz.

Ben derin yağ yapmıyorum. Şahsi tercihim zeytinyağı ama siz hangi yağı isterseniz kullanın. Yarım santim derinliği olacak sıvı yağı yayvan bir tavada ısıtıyorum. Hazırladığım harcı büyük bir kaşıkla yağa koyup incelsin diye üzerine hafif bastırıyorum. Çok kısa sürede zaten renk alıyor, spatula ile çevirip iki tarafı da altın rengi olunca bir kâğıt havlu üzerinde iki dakika dinlendirip servis tabağına diziyorum. Ahanda bukadder basit anacıım, yapın yapın yiyin.

Haa, bu arada bu karışımı yağladığınız bir cam fırın kabına döküp fırınlayabilirsiniz de, böreğimsi bir şey oluyor, ama mücver diyorsak pişirme tekniği kesinlikle kızartma olmalı. Gerek bütün olarak fırınlamak, gerekse porsiyon porsiyon air fryerlamak, ikisi de yapılır elbet. Güzel de olur. Ama bana sorarsanız ortaya çıkan ürün artık mücver değil, mücverden ilham alan başka bir yemektir.

Müjgan konusunda asla mütevazı olamıyorum. Klasik tarife her seferinde minnak dokunuşlar yapıyorum: Bazen kabartma tozu, bazen başka sebzeler, bazen galeta unu veya beyaz peynir… Fakat kızgın yağda eriyip harca karışmayan, kendini hâlâ hissettiren tek peynir yine bildiğimiz beyaz peynir, Ezine ya da feta oluyor.

Mesela bir gün 3 yumurta, 1 iri kabak rendesi, 1 kapya, çeyrek yeşil ve çeyrek sarı paprika, taze dereotu, un, tuz ve kabartma tozu kullandım. Alabaş yaprağıyla dolma sardığım bir gün ise alabaşın saplarını ve kalın damarlarını da mücvere doğradım. Sıfır atık möhüm. Kızartma yağını da süzer tekrar kullanırım ekseri.

Son yıllarda, mücver evimizde pek sevildiğinden, bırakın dolmadan artan kabak içi ile yapmayı, kilo ile kabak alıp yaptığım çok oluyor. Bence mükemmel mücverin iki sırrı var: Malzemeyi basit tutmak ve kabağın suyunu iyice sıkmak.

Efendim, bence yumurta yoğunluğundan omlete dönüşen ama teknik olarak mücver sayılabilecek bazı tarifler de varmış, ben içgüdüsel olarak mutfakta fink attığımdan bunlardan çoğunu permütasyon-kombinasyon şeklinde kesin denemişimdir, ama ispat istemeyin, bulundurmuyorum. Ermenistan’a giderseniz bol yeşillikli (leğenle yeşillik -ganançi- ikram edilen memleketten bahsediyorum arkadaşlar) versiyonunun yapılabiliyor olacağını düşünüyorum, o ki gözleme yapıyorlar, mücver de bence muhtemelen vardır, adı, lakabı, sanı farklı olsa da.

Az biraz araştırınca içgüdülerimin beni yanıltmadığını gördüm. Misal, elin Grek’i, feta koyuyor mücverine. Nane de ekliyor, adına da Kolokythokeftedes diyor. Kıbrıs boş durur mu? Basıyor hellim peynirini, Kolokouthkia oluyor o da. Ermenistan beni en çok güldüren versiyonunu yapmış: Tsukini kotlet. Kabak kotleti. “Kotlet” sözcüğünün Avrupa’dan Kafkasya’ya uzanan macerası başlı başına başka bir yazı konusu; bana şimdilik adı bile yeterince eğlenceli geldi. Bilmeyenler için, kotlet bazı ülkelerde pirzola için kullanılsa da Doğu Avrupa’da kıyma veya sebze köftesi olarak kullanılır. Çoğu coğrafya mutfağında kabağa ek olarak veya tek ürün olarak patates rendesi de kullanılıyor.

Şuraya bir benzer sebze köftelerinden bir liste konduralım da araştırmacı gazeteci imajı yapalım. Şaka ayol, ne haddime, ben kendi halinde bir yazanım. Bakın, yazar değil, asla, haddim değil, yazan.

Buyrun:

Ülke/Bölge Yemek Ana malzeme
Türkiye Mücver Kabak (klasik), patates, pırasa vb.
Lübnan Kousa fritters Kabak
Suriye Kousa ajeen Kabak
İsrail Latke (kabak versiyonları da var) Genelde patates
Almanya Kartoffelpuffer Patates
İsviçre Rösti Patates
Çekya Bramborák Patates, sarımsak, mercanköşk
Japonya Okonomiyaki Lahana esaslı
Kore Jeon (Pajeon, Hobakjeon) Pırasa, kabak vb.
Çin Luo bo bing Turp

Liste böyle uzayıp duruyor. Görüyoruz ki dünyanın birçok mutfağında, küçük değişikliklerle de olsa, mücver tekniğinin bir karşılığı var.

Evet, alın sevdiğiniz sebzeyi, yapın mücverinizi. Netice itibarıyla mücver dediğimiz şey kabak değil, bir usuldür. Gerisi sizin mutfağınızın hikâyesi.

Bu yazı 5 Ağustos 2026 tarihinde AGOS internet sitesinde yayınlanmıştır. Bir usul olacak mücver

ՂԱՓԱՄԱ

Standard
ՂԱՓԱՄԱ

Թոյլ տուէք ներկայացնեմ այսօրուան մեր ճաշացուցակին հազուագիւտ կտորը՝ ղափաման (ճիշդ արտասանութիւնը՝ խափամա, ղափամա. «ղ»ն կարծր արտասանեցէք)։ Իսկ հայերէն գրութիւնը, հետաքրքրուողներուն համար՝ Ղափամա։

Ես ալ անշուշտ հետաքրքրուեցայ, բայց այդքան արմատաւոր տեղեկութեան մը չկրցայ հասնիլ։ Որովհետեւ այս տեսակի տեղեկութիւններուս աղբիւրը զանազան երկիրներու միքիփետիան կամ Նորին Սրբութիւն փնտռողական շարժիչամսիները — որոնց վսեմափայլ անձը հիմա արուեստական ապուշ-խելքամսիի վերածուած է — չէին, այլ ժամանակին հայրս էր։ Դէ, քանի որ ինքն ալ այլեւս մեր մէջ չէ, նոյնիսկ ողորմած հոգին շա՜տոնց հողին հետ մէկ մարմին դարձած է, ինծի ուրիշ ճար չմնաց, քան ձեզի ներկայացնել ենթադրութիւններս եւ, կարդացողին հանդէպ ամօթ չըլլայ ըսելով, քիչ մըն ալ Արմենիփետիայէն հաւաքած հաբային/ամփոփ տեղեկութիւնները։

Fotoğraflar: Garine B. Seropyan

Ստուգաբանօրէն՝ Ղափամա

Ղափաման, Թուրք Լեզուի Ընկերակցութեան մեզի սորվեցուցած կանոններուն համաձայն (որովհետեւ թուրքերէնի մէջ բառ մը «ğ»ով չի սկսիր), թուրքերէնով «khapama» կը գրուի, «ղափամա» կը կարդացուի՝ քիչ մը կարծր «ղ»ով։ Մեր քով Ղափամա կը գրուի ու այդպէս ալ կ’արտասանուի։ Իմ ենթադրութիւնս — որ համացանցային աշխարհի տեղեկութիւններուն ալ կը համապատասխանէ — այն է, թէ «գոցել»էն կու գայ։ Ուրկէ եկած ըլլալը իրականութեան մէջ այնքան յստակ է, որքան Վահէ Պէրպէրեանի երգիծապատումներուն «Ճաքէթիս ճէպէն չախմախս պէր» հայերէնը։ Իմաստը կամ գործածութիւնն ալ գուշակել չըլլալիք չափ դժուար(!) է՝ գոցել, ծածկել, եւ ասկէ մեկնելով՝ գոց ամանի մէջ եփել։ Գերմաներէնի նման ձեւով՝ անորոշ դերբայ առած բայէն գոյականի վերածուած է։ Կարճ խօսքով՝ ստուգաբանութիւնը պատրաստելէն շատ աւելի պարզ է։

Որքան գիտեմ, թէեւ «քափամա»ն որպէս ճաշի անուն ծանօթ է, իրականութեան մէջ, միւճվէրի կամ փիլաքիի նման, եփելու եղանակ մըն է։ Մեր գիտցած դասական միսի/հաւու քափաման, սմբուկի քափաման եւ այլն։ Գիտէք՝ ինչպէս ղափաման դդումին կափարիչը գոցելով կ’եփենք, բրինձով միսն ալ վրան գոցելով կը փռենք. ահա՛ ամբողջ հարցը այս է։

Որպէս ծէս՝ Ղափամա

Այս ճաշը հայկական կամ «արեւելահայ» մշակոյթին մէջ պարզապէս սովորական ճաշ մը չէ. կը նկատուի առատութեան, ընտանեկան միութեան, բերքահաւաքի եւ հիւրասիրութեան խորհրդանիշ։ Առաւելաբար Նոր Տարուան, Ծնունդին (Հայկական Ծնունդ՝ Յունուար 5-ի ընթրիքին), հարսանիքներու նման մեծ հիւրասիրութեան սեղաններուն վրայ կ’ըլլայ։ Հաւանաբար շատ մարդ կշտացնելուն պատճառով բազմամարդ հիւրասիրութիւններու աւանդական ճաշը դարձած է։ Նոյնիսկ այսօրուան ամերիկեան սփիւռքին մէջ կը տեսնենք, որ ղափաման Գոհաբանութեան սեղանին վրայ ալ աւանդական հնդկահաւին քով իր տեղը գտած է։

Բայց եւ այնպէս, երբ «աւանդական ճաշ» կ’ըսուի, մարդ ակամայ կը մտածէ շատ աւելի երկար դարերէ եկող խոհանոցային մշակոյթի մը մասին։ Քանի որ յայտնի է, թէ դդումն ալ, լոլիկին ու գետնախնձորին պէս, Արեւելք հասած է 18–19-րդ դարերէն ետք, այս ճաշին աւանդական հայկական ժողովրդական կերակուրի վերածուիլը ուշ ժամանակաշրջանի կը զուգադիպի։

Այս բոլորը մէկ կողմ ձգելով ու մեր ուշադրութիւնը «ժողովրդական» մանրամասնութեան վրայ կեդրոնացնելով՝ իմ կարծիքով կը հասնինք ամէնէն կարեւոր բաժինին. այսինքն՝ գործնականին մէջ ճաշին խոհանոցային ու կենցաղային տեղին։ Ղափաման ամէնէն շատ Նոր Տարուան եւ Ծնունդին կը պատրաստուէր եղեր։ «Եղեր» կ’ըսեմ, որովհետեւ այս տեղեկութիւնը ինծի համացանցէն եկաւ։ Միեւնոյն ժամանակ շատ կը պատրաստուէր եղեր հարսանիքներուն, բազմամարդ հիւրասիրութիւններուն եւ բերքահաւաքի ժամանակ։ Ես ինծի ամէնէն հետաքրքրական թուացող մանրամասնութենէն սկսիմ՝ բերքահաւաքէն։ Իրականութեան մէջ ճիշդ այս մանրամասնութեամբ կ’իջնենք ճաշին էութեան եւ կը հասնինք մեզի ամէնէն տրամաբանական թուացող տեղեկութիւններուն։ Յատկապէս աշնանային բերքահաւաքի շրջանին պատրաստուող ղափաման իրականութեան մէջ մեզի տեղեկութիւն կու տայ նաեւ սնունդը պահպանելու եղանակներուն եւ բանջարեղէններու/պտուղներու եղանակին մասին (տեղեկութիւն մը, որ Զէտ սերունդին համար սեւ խոռոչի բնոյթ ունի)։ Ձմրան դիմացող դդում բանջարեղէնը կը լեցուի ամբողջ ձմեռ սնանելու համար չորցուած ու պահուած պտուղներով, չիրերով եւ դիմացկուն սնունդ եղող բրինձով, ապա կը պատրաստուի հարստութեան խորհրդանիշ մեղրով ու դարձեալ չիրերով։ Այս ճաշին թէ՛ բերքահաւաքին գիւղաբնակներու, թէ՛ տօն-տօնախմբութիւններուն բարեկեցիկ խաւի տուները մտնելը իրականութեան մէջ ճաշին մասին ամէնէն մանրամասն տեղեկութիւնը կու տայ մեզի։ Լեցուած դդումը միեւնոյն ժամանակ լիութեան ու առատութեան խորհրդանիշ դարձած է։

Գիւղերու մէջ ղափաման կախելով կը պատրաստուի գետնափոր թոնիրներուն մէջ, ուր հացն ու լաւաշն ալ կ’եփուին։ Հետեւաբար, լաւաշ պատրաստելուն պէս, ղափամա պատրաստելն ալ տան/ընտանիքի ծէսի մը վերածուած է։ Տան բնակիչներուն (հիմա չգիտցայ՝ «կիներուն» ըսելը աւելի՞ ճիշդ կ’ըլլար) գետնափոր/հորի թոնիրներուն — որոնց անունին յետոյ սորվեցայ, որ «թոնիր» է — շուրջ հաւաքուելով այս ծէսը կատարելն ալ կարծես միութիւն, միասնականութիւն եւ աւանդութիւն կը բերէ իր հետ։

Սակայն, որքան գիտեմ, այս ճաշին պաշտօնապէս Հայաստանէն դուրս գրեթէ չհանդիպեցայ։ Նոյնիսկ, ասիկա ուղղակի արեւելահայերուն պատրաստած ճաշն է։ Ինչպէս թարմ գինձը, զանազան խոտերն ու նախաճաշին օղին եւ խաշի մատուցումը արեւելահայ աւանդութիւն են, իսկ թոփիկը, ձիթապտուղի իւղով տոլմաները, փայծաղի տոլման ու սկումբրիայի տոլման արեւմտահայ աւանդականներ են, եւ մինչեւ շատ կարճ ժամանակ առաջ այս աւանդականները փոխադարձաբար գրեթէ անծանօթ էին, ահա՛ այս ղափաման ալ արեւելահայերուն, այսինքն՝ Հայաստանի «աւանդական» համն է, ու մենք՝ արեւմտեաններս, անկեղծօրէն շատ չէինք ճանչնար։ Մեր տուներուն մէջ շատ չէր պատրաստուեր, գոնէ որքան ես կը յիշեմ։

Հէյ Ջան Ղափամա

Ես այս ճաշով չէ, բայց երգովը մեծցայ։ Ճաշը շատ հաճելի, զուարճալի եւ կշռութաւոր երգ մը ունի։ Երգը կը պատմէ թէ՛ պատրաստութիւնը, թէ՛ սեղանի աւանդութիւնը եւ թէ՛ քիչ մը հայկական կատակերգութիւնը։ Հաւատացէ՛ք, ձեր գիտցած Անատոլուի խոհանոցէն եւ հիւրասիրութեան երեւոյթներէն շատ ալ տարբեր չէ։ (https://www.youtube.com/watch?v=KliGvu8Tjbw)

Երգը, գոնէ իմ գիտցածովս, ամէնէն նշանաւոր «ճաշով երգ»ն է։ Հայերէն երգի մը մէջ ճաշ ըլլալը պէտք չէ զարմանալի ըլլայ, չէ՞։ Բայց զիս միշտ զարմացուցած է, որ իր ստամոքսին, քիմքին, ճաշին եւ միեւնոյն ժամանակ իր մշակոյթին այսքան կապուած ժողովուրդ մը ուտել-խմելու/խոհանոցի մասին այսքան քիչ երգ ունի։ Կարծեմ այս հարցին մէջ ալ «գաղթ» մը եղած է։ Այլապէս, իր ժողովրդական երգերուն մէջ թասի մէջ սիսեռ, պահարանի մէջ մածուն դրուող, «Ֆիտայտա»ին մէջ մածուն գողցող կեսուր ունեցող մշակոյթին հետ նոյն աշխարհագրութեան մէջ երեք հազար եւ աւելի տարի ապրած «բոլորովին տարբեր» մշակոյթի մը մէջ աւելի շատ «ճաշ» պէտք չէ՞ր ըլլար։ Դուք այս մտածումներուն մէջ քարացած մնացէք, մենք անցնինք բաղադրատոմսին։

Բաղադրատոմս

Հիմնական բաղադրութիւններ.
Դդում
Մեղր
Հալած կարագ

Միջուկին բաղադրութիւնները.
Բրինձ (երկար բրինձ, որ հատիկ-հատիկ պիտի մնայ։ Եթէ կարելի է՝ առանց բոյրի։ Ես պասմաթի գործածեցի. շատ ուժեղ հոտ չունեցող ժասմին կամ քարոլինա բրինձ ալ թերեւս կարելի է գործածել։)
Չոր ծիրան
Սալորի չիր (մուգ մանուշակագոյն)
Չամիչ/մանր չամիչ
Դարչին
Մեղր
Աղ
Հալած կարագ

Կարգ մը բաղադրատոմսերու մէջ (թթու կանաչ) խնձոր ալ կ’աւելցուի։ Կարգ մը աղբիւրներու մէջ ընկոյզի եւ/կամ նուշի հանդիպեցայ. տրամաբանական թուեցաւ, ես ալ ընկոյզ աւելցուցի, անոր տուած խրթխրթանութիւնը կը սիրեմ։ Դարչինէն, պտղունց մը սեւ պղպեղէն ու աղէն զատ ուրիշ համեմունք չգործածեցի։

Նախ բրինձս թեթեւ մը խաշեցի։ Շատ ալ չմեռցուցի, քանի որ դդումին մէջ կրկին պիտի եփուէր։ Սալորի ու ծիրանի չիրերը մանրեցի։ Կարելի է ամբողջութեամբ ալ դնել, բայց քանի որ իմ դդումս մանրիկ էր՝ նախընտրեցի մանրել։ Չամիչները աւելցուցի, ընկոյզը խոշոր կտորներով կոտրեցի, դարչինը, մեղրը, աղն ու կարագը աչքի չափով աւելցուցի։ Մի՛ հարցնէք՝ ո՞ր աչքով. հոգիի աչքով, կամ ըսենք՝ բնազդով։ Բոլորը լաւ մը խառնեցի։ Դդումին ներսը մաքրելէ, քիչ մը աղելէ, ապա մեղրով ու կարագով պատելէ ետք՝ միջուկը լեցուցի։ Բրինձը կ’ուռի մտահոգութեամբ բերնէ-բերան չլեցուցի, բայց լեցուցած ըլլայի՝ աւելի լաւ պիտի ըլլար։ Մնացած կարագն ալ մէջը լեցուցի, կափարիչը գոցեցի ու 180 աստիճան տաքցուած փուռը դրի։ Մօտաւորապէս 45 վայրկեանէն դդումը կակուղցած էր։ Սովորական, հսկայական չափի դդումներուն համար ժամանակը մէկէն երեք ժամ կրնայ տեւել եղեր։ Կակուղցած ըլլալն ալ կրնանք հասկնալ դդումը «դանակահարելով»։ Ասիկա ալ ինծի պէս չգիտցողներուն ակնարկ ըլլայ։

Փուռէն հանելէ ետք շերտեցի։ Դիտած տեսերիզիս մէջ վրան կրկին մեղր ու կարագ կը լեցնէին, բայց ես չըրի։ Ըսելը ամօթ է՝ ընտանիքով ախորժակով թաղեցինք։ Քանի որ ապուրի դդում (Հոքքայտօ տեսակ) գործածած էի, կեղեւն ալ աղուոր մը կերանք։ Իբրեւ անուշ ալ կարելի է ուտել եղեր. այդ աստիճան։

Գալով չափերուն՝ դիտած տեսերիզներուս մէջ ամէն ինչ աչքի չափով կ’աւելցուէր։ Պատրաստութեան ընթացքին համտեսելով աղ, մեղր եւ այլն կ’աւելցնեն, բայց քանի որ համը չէի գիտեր՝ ամէն ինչ սրտիս ուզածին պէս դրի։ Կրնաք համեմատութիւնը ձեր գործածած բաղադրութիւններուն համաձայն հաշուել։ Ես գործածեցի փոքր դդում մը (ըսենք՝ 20 սանթիմեթր տրամագիծով), կէս գաւաթ պասմաթի բրինձ, ափ մը ընկոյզի միջուկ, հինգ-վեց ծիրանի չիր, նոյն չափով սալորի չիր, ափ մը չամիչ եւ պտղունց մըն ալ տոլմայի մանր չամիչ։ Աղը, մեղրն ու դարչինը իսկապէս աչքի չափով եղան. չափ չեմ կրնար տալ։

Էֆէնտի՛մ, թող ձեր սեղանները ղափամայէն անուշ, զրոյցները մեղր-սեր ըլլան։ Ուրախ ու ողջ մնացէքս։

Ղափամա (Հէյ Ջան Ղափամա)

Հեյ ջան ղափամա
Համով հոտով ղափամա
Հեյ ջան ղափամա
Անուշ կաթով ղափամա

Առանք հասած դդումը
Առինք բերինք մեր տունը
Մանր կտրած աղեցինք
Թոնրի մեջը կախեցինք

Հեյ ղափամա ղափամա
Մեղր մեջը ղափամա
Հեյ ջան ջան ղափամա
Փուխուխ մեջը ղափամա

Ջան հեյ ջան հեյ ջան հեյ ջան
Ջան հեյ ջան հեյ ջան հեյ ջան

Հեյ ջան ղափամա
Համով հոտով ղափամա
Հեյ ջան ղափամա
Անուշ կաթով ղափամա

Յուղներեսին գույն տվեց
Էնպես պահեք չը ծորա
Էնպես տարեք չը թափի
Խաս շորերուս չաղտոտի

Հեյ ղափամա ղափամա
Մեղր մեջը ղափամա
Հեյ ջան ջան ղափամա
Փուխուխ մեջը ղափամա

Ջան հեյ ջան հեյ ջան հեյ ջան
Ջան հեյ ջան հեյ ջան հեյ ջան

Հեյ ջան ղափամա
Համով հոտով ղափամա
Հեյ ջան ղափամա
Անուշ կաթով ղափամա

Թուխալ արած եկան տուն
Հարյուր հոգի անգուշտ տուն
Ես ինչ անեմ ինչ անեմ
Հարյուր հոգուն մեկ դդում

Եկան էլ հեր ու հորքուր
Եկան էլ մեր ու մորքուր
Եկան քեռի քեռեգին
Քուhնամի ու դեկերգին
Եկան սանիկ սանամեր
Հարսնակուր ու հարսնաքույր
Եկան մոտիկ հեռավոր
Զոքանչ կեսուր ու քավոր

Ջան հեյ ջան հեյ ջան հեյ ջան
Ջան հեյ ջան հեյ ջան հեյ ջան

Հեյ ջան ղափամա
Ով մեկն ուտի կուշտանա
Հեյ ջան ջան ղափամա
Չուտողը ինչ կիմանա

* * *

Աղբիւրի բնոյթ ունեցող հայկական/հայամերձ ուսումնասիրութիւններ

Իրինա Պետրոսեան եւ Տէյվիտ Անտըրվուտ — Armenian Food: Fact, Fiction & Folklore
Armeniapedia-ի «Ghapama» յօդուածը
iArmenia-ի մշակութային գրութիւնը
Heghineh Cooking Show-ի բացատրութիւնները
JAMnews-ի մշակութային յօդուածները

 

Այս գրութեան բնօրինակը թրքերէնով ԱԿՕՍ-ի հասցէին մէջ ու հոս հրատարակուած է։ 

Այս թարգմանութիւնը արհեստական բանականութեամբ պատրաստուած է, սխալներուն համար նախապէս ներողութիւն կը խնդրեմ։

Աս խըտար:
Կարինէ Պ. Սերովբեան:

Zadig Çöreği

Standard

En sevdiğim bayramdır paskalyadır… Yok hayır dinle imanla alakası yok. Olay tamamen “ayısal”. Çünkü paskalya arifesinde Kurtuluş/Bakırköy/Yeşilköy sokaklarında dolaşırsanız önce şahane bir soğan/dolma kokusu, sonra tarçın/topik kokusu, en son da mis gibi mahlepli-sakızlı çörek kokusu alır burnunuz. Elbette ki bunların hazırları muhtelif mezeci, market ve pastanelerde mevcut ama evde yapmak gibisi var mı be? Yapmak ayrı güzel, dağıtıp paylaşmanın keyfini sürmek apayrı güzel. İşte belki de bu yüzden, hatta evet, tam da bu yüzden, gurbetin içine …. Abi elin Alamanına, İsviçrelisine ne anlatıcan mahlepi, sakızı? Mazallah midesine dokunur. Şükür karşı Alaman komşumuz eski turizmci, bol bol gidip gelmiş bizim memlekete de az buçuk tanıyor bizim lezzetleri. Dün, taze sokak simidini yolladığımda mesaj yazana kadar zaten fırına atıp çıtır çıtır lüpletmiş. Yarın çöreği götürünce parlayan gözlerini görmek dünyalara bedel vallaa…

Neyse işte, bu sene, malum, memleketteydim, günüm şaştı azcık. Normal şartlar altında Perşembeden yumurtamı boyar, çöreğimi pişirirdim  ve hatta topiğimi, dolmamı da hazır ederdim. Ama Cumartesi geceyarısı eve gelince hepsi hayal oldu. Allahtan kafayı çalıştırıp Cuma günü efendiye çörek malzemesi siparişi verdim de bugün yapmak kısmet oldu. Aksi taktirde yarından önce yapamazdım çünkü paskalya bayramı sebebiyle yarına kadar burada hayat durmuş vaziyette. Bu saatte de olsa, evi mis gibi koku sardı ama anlayan kim? Ha pardon var bir anlayan. Oğlan yataktan çıkıp “yukarı kadar geldi kokusu, biraz yiyebilir miyim?” dediyse de henüz pişmediğinden yarın sabaha hazır edeceğim sözünü verince rahatladı. Ne demişler, çekirdekten ayı yetiştirilmeli.

İşte böyle sayın okur. Ben aşağı tarif de, fotoları da iliştireyim de, sonra yok ben bilmiyordum, yok haberim yoktu olması. Fotolar kısmen yeni, tarif çok eski. Hatta bu tarifin hikayesi de var anılı manılı, bol meftalı ama o da başka sefere artık.

De hayde, sakızınız, çöreğiniz, böreğiniz, topiğiniz ama bilhassa lakerdanız bol, sofranız şen, meclisleriniz eksiksiz olsun…

Malzemeler:

8 yumurta
2 su bardağı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1.5 su bardağı süt
2 paket yaş maya
375 gr margarin
1 çorba kaşığı mahlep
1 çorba kaşığı sakız
1.5 kg un

Üzeri için:
Yumurta sarısı
Çörekotu
Susam
Dilimlenmiş badem

Yapılışı

Yumurta, şeker ve tuz, mikserle iyice çırpılır. Maya, ılık süt içinde iyice eritilir ve yumurtalı karışıma eklenir. Süt çok ısıtılmamalı, yoksa maya pişer ve hamur kabarmaz! Margarin eritilip karışıma eklenir. Çok sıcak olmamalı, yoksa yumurtalar da pişer, hamur da kabarmaz. Sakız iyice ezilip eklenir. Sakız, un gibi olmalı. Havanda dövülecekse, buzluktan çıkmış sakız kullanmak ve dövmeden yapışmasın diye bir çimdik nişasta/un eklemek gerek. Veya yine buzluktan çıkmış sakız, sağlam ve temiz bir poşete konup merdane veya ağır bir şeyle dövülebilir. Sakız un haline getirildikten sonra, en iyisi çay süzgecinden geçirerek hamura eklemek. Sakız taneleri bütün halde hamurda pişerse hamuru da çöreği de acılaştırır.

Tüm malzemeler karıştırılıp yoğrulan hamur bir gece sıcak bir yerde mayalandırılır. Mümkünse battaniyeye sarılıp kalorifer yanında bırakılmalı. Acil durumda, fırın 80 dereceye ısıtılıp söndürülür, hamur, ağzı kapalı bir kapta fırında bekletilir, böylece daha çabuk kabarır. Fırına hamur konmadan fırın söndürülmüş olmalı, yoksa hamur pişer. Mayalanan hamurdan minik bezeler yapılıp unlanmış tezgah üzerinde mayalandırılmaya devam edilir. Bezeler üçer üçer örülür.

Bir deneme yaptım ve bu ölçülerle 3 büyük 3 küçük olmak üzere 6 çörek çıkardım. Büyükler 200grx3 bezeden, küçükler ise 150grx3 bezeden örüldü. İstendiği taktirde 100-120gr’lık bezelerle daha da küçük çörekler yapılabilir. Mayalandıkça ve pişirilince daha da şişeceğinden küçük porsiyon olarak ölçülü olur. Örülüp fırın kağıdı üzerinde tepsiye konur ve fırınlanmadan önce de bir süre mayalandırılır. Üzerine önce yumurta sarısı, sonra çörekotu, susam, dilimlenmiş badem serpilir. (Arzuya göre elbette) 170-180 derece ısıtılmış fırında üzeri iyice kızarana kadar pişirilir.

Afiyet olsun…

Bu yazı 3 Nisan 2026 tarihinde AGOS internet sitesinde yayınlanmıştır. Zadig çöreği